Dink cinayeti sonrası, ”okey masasındaki çocukların da ruh halini anlayalım” diye bir yazı yazan Ertuğrul Özkök bugün de yine yazıya atıfta bulundu..
Kritik olaylar sonrası kritik yazılara imza atmasıyla bilinen Hürriyet’in eski yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, yine kritik bir zamanda kritik bir yazıya imza attı. Özkök, daha önce olduğu gibi Hrant Dink cinayetini yine “okey masasındaki çocukların ruh hali” üzerinden değerlendirdi.
Danıştay saldırısı sonrası daha neyin ne olduğu bilinmeden, ortaya çıkmadan “rejimin 11 Eylül’ü” başlığıyla kritik bir yazıya imza atan Ertuğrul Özkök, Hrant Dink cinayeti sonrası bu işin birkaç genç tarafından yapıldığını ima eden “okey masasındaki çocukların da ruh halini anlayalım” türünden bir yazı yazmıştı.
Mahkemenin kararı sonrası Ertuğrul Özkök, yine o yazısına atıfta bulundu, sosyolog kimliğiyle de ilginç bir işbölümü çağrısı yaptı…
İşte Özkök’ün bugünkü yazısı;
BAŞBAKAN ERDOĞAN DİYOR Kİ
- “Kamu vicdanı rahatsız.” TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner aynı şeyi söylüyor. Ana muhalefet partisi başkanı da; dün Agos gazetesinin önünde yürüyen binlerce kişi de aynı şeyi söylüyor. “Kamu vicdanı rahatsız…” Tabii ki böylesine muazzam bir “kanaat cephesi” karşısına kimse çıkıp da, şu basit soruyu soramaz: “Adaletin, kamuoyu vicdanını rahatlatmak gibi bir görevi var mıdır?” Bu sorunun tek cevabı şudur: “Yoktur.”
BİRİSİ ÇIKAR DER Kİ
Yoktur ama, bir karar kamuoyunda bu kadar derin bir yara açmışsa, bunun da hiç mi anlamı yoktur? Vardır… Mutlaka vardır.
* * *
MAHKEME BAŞKANI DİYOR Kİ
- ”Neticeden ben de tatmin olmadım. Ama delillere göre en iyi karar bu.” Hukuki açıdan haksız mı? Sonuna kadar haklı. Adalet, delilden suça gider. Suçtan delil imal etmeye kalkan adalet, adalet değildir.
ÖFKELİ AYDIN DİYOR Kİ
- “Daha ne delil olsun kardeşim? Önündeki delilleri görmedin, cinayetin gelmekte olduğunu bilip de hiçbir şey yapmayanların üzerine hiç gitmedin.” Haksızlar mı? Sonuna kadar haklılar. Hepimizin yakından gördüğü ilişkiler, ihmaller, görmezden gelmeler hiç dikkate alınmadı.
* * *
BİRÇOK İNSAN DİYOR Kİ
“Sırf Ermeni olduğu için öldürüldü.” Haksızlar mı? Elbette, Ermeni olduğu için hedef yapıldı.
BİR BAŞKASI DA DİYOR Kİ
- “Çetin Emeç de mi Ermeniydi? Uğur Mumcu, Abdi İpekçi?” Haksızlar mı? Sonuna kadar haklılar. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç de gazeteciydi. Onlar da öldürüldü. Onları öldüren bir örgüt ortaya çıkarılıp yargılandı mı? Hayır…
AHMET HAKAN DİYOR Kİ
- “Ben hepimiz Ermeni’yiz deyince, faşizm sel olup aktı.” Devam ediyor: “Anladım ki, tek sorunumuz Ogün Samast ya da Yasin Hayal değildir. Başka Ogün’ler, başka Yasin’ler aramızda kol gezmektedir.” Haksız mı? Sonuna kadar haklı.
* * *
RUŞEN ÇAKIR DİYOR Kİ
- “Kendisinden olmayana, kendisi gibi düşünmeyene tahammülsüzlüğü kışkırtan sloganlar nasıl olup da bu kadar yaygınlaşabilir, sıradanlaşabilir? Kimi İslamcıların ümmetçiliği, kimi solcuların enternasyonalizmi terk edip faşizan bir milliyetçiliğe evrilmelerinin sırrı nedir?” Sormakta haksız mı? Sonuna kadar haklı…
BEN DE SORUYORUM
Neden bu insanlar böyle oldu? Arkasından bir soru daha soruyorum. O zaman daha o günlerde, “Okey masası başındaki bu insanların ruh halini anlamaya çalışmazsanız, derin dediğiniz o devlet kimse, kullanacak, eline silah verecek daha binlerce Ogün bulabilir” demekte haksız mıymışım?
BUGÜN DE AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORUM
Okey masalarındaki genç insanların, nasıl olup da faşizmin sıradanlaşmış SS’leri, katilleri, militanları haline geldiğini sormaz, araştırmazsak, karanlıkta oturan bir takım insanlar, daha çook Samast’lar bulur. Malatya’da Hıristiyan gırtlağı kesecek daha yüzlerce cani bulabilir.
* * *
Özkök’ün yazısının tümünü okumak için tıklayın
