Advert
Advert
$ DOLAR → Alış: 3,6705 / Satış: 3,6710
€ EURO → Alış: 4,3312 / Satış: 4,3319

Şanlıurfa Camileri

Şanlıurfa Peygamberler Şehri olması Münasebetiyle tarihi anlamde bir çok tarihi camiye sahip bir ilimizdir.

Şanlıurfa il merkezinde, Arabi Camii, Asım Paşa Mescidi, Behramlar Camii, Çakeri Camii, Dabbakhane Camii, Eski Ömeriye Camii, Hacı Lütfullah Camii, Hacı Yadigar Camii, Halil-ür Rahman Camii, Hasan Padişah Camii, Hayrullah Camii, Hekim Dede Camii, Hızanoğlu Camii, Hüseyin Paşa Camii, Hüseyniye Mescidi, İmam Sekkâki Camii, Kadıoğlu Camii, Kara Musa Camii, Kıbrıs Mescidi, Kutbeddin Camii, Mevlid-i Halil Camii, Mevlevihane Camii, Miskinler Mescidi, Müderris Camii, Narıncı Camii, Nimetullah Camii, Nur Ali Mescidi, Pazar Camii, Rızvaniye Camii, Siverekli Mescidi, Şehbenderiye Camii, Toktemur Mescidi, Tuzeken Camii, Ulu Cami, Yusuf Paşa Camii ve Yeni Ömeriye Camii olmak üzere tarihi değere haiz 36 adet cami ve mescit bulunmaktadır.

ULU CAMİİ

Cami, şehir merkezinde Divanyolu Caddesinde yer alır. Yapım tarihi belirlenemeyen, “Kızıl Kilise” olarak adlandırılan, eski bir kilisenin yerine inşa edilmiştir. Eski yapıya ait avlu duvarları, sütunlar, sütun başlıkları ve çan kulesi halen mevcuttur.
Caminin inşa kitabesi bulunmamaktadır. Bu yüzden kim tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. 1170-1175 yıllarında Zengiler tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Kitabelere göre Ulu Camii; 1684, 1779, 1780 ve 1870 tarihlerinde onarım görmüştür.
Mihraba paralel üç sahından(bölümden) oluşmaktadır. Bunun dışında mihrab önünde bir de kubbe yer alır. Harim kısmında(ana ibadet alanı-iç kısım) dört giriş kapısı yer alır. Son cemaat yeri de dâhil olmak üzere yapıda, üst örtü olarak, tonoz kullanılmıştır. Urfa Ulu Camii plan olarak, Halep Hükümdarı Nureddin Mahmud Zengi tarafından tamir ettirilip bugünkü şeklini alan Halep Ulu Camii’ne benzemektedir. Bu nedenle Urfa Ulu Camii’nin de aynı dönemde yaptırıldığı tahmin edilmektedir. İslam fetihlerinden sonra, sütunlarda kullanılan kırmızı mermerler ve kilise ile ilişkisinden dolayı “Mescid ül- Hamra (Kırmızı mescit)” olarak isimlendirilmiştir. Payeler üzerine oturan ve her biri çapraz to*nozlarla örülü on dört sivri kemerle avluya açılan cemaat yeri Anadolu’da ilk kez Urfa Ulu Camii’nde bulunmaktadır.
Caminin harim kısmında bir kuyu yer alır. Halk arasındaki bir inanışa göre Hz. İsa’nın, Kral Abgar’a, Havarisi Thomas’la gönderdiği mendil bu kuyuya düşmüştür. Bu nedenle camiinin içindeki kuyunun suyu, şifalı olarak kabul edilir.
Minareye, Cumhuriyet döneminde bir saat eklenerek saat kulesine dönüştürülmüştür. Minare, aynı zamanda şehrin ilk ve tek saat kulesi görevini de görmektedir.
Kızıl Kiliseye ait kalın duvarlarla çevrili camii avlusunun kuzeybatı kesimi mezarlıktır. Bu mezarlıktaki türbede, 1823 yılında vefat eden, Halidi Tarikatı’nın kurucusu Mevlana Halid Ziyâeddin Hazretleri’nin küçük oğlu Şehabeddin Ahmet’in mezarı bulunmaktadır. Türbe, yakın zamanda ŞURKAV tarafından restore edilmiştir.

Şanlıurfa Ulucami
HASAN PADİŞAH CAMİİ
Balıklıgöl civarında, Akarbaşı mevkiinde bulunmaktadır. Urfa Salnamesine göre; Hasan Padişah Camii, 15.yy’in ikinci yarısında, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan tarafından 14.yy’ye tarihlenen Tok Temur Mescidi’ne bitişik olarak yaptırılmıştır.
Hasan Padişah Camii, kitabelere göre; 1574’de Osmanlı Sultanı Selim Han döneminde, Şeyh Abdulkadir oğlu Hacı Yakub tarafından onartılmıştır. Yapı daha sonra; 1575, 1585, 1796, 1859 yıllarında tekrar onarım görmüştür. Avlunun kuzeyinde tek şerefeli bir minaresi mevcuttur. Halil’ür Rahman Gölü’nden gelen su, bu caminin avlusundan geçer.

Şanlıurfa Hasan Paşa Cami
HALİL-ÜR RAHMAN CAMİİ
Halil ür-Rahman Gölü’nün(Balıklıgöl) yanında yer almaktadır. Cami halk arasında “Döşeme Camisi” olarak ta isimlendirilmektedir. 504 tarihinde Rahip Urbisyus tarafından Hz. İsa Peygamber’in annesi Hz. Meryem adına bir kilise inşa ettirilmiştir. Meryem Ana Kilisesi diye kayıtlara geçen bu kilise, Abbasi Halifesi Me’mun döneminde(813-833), camiye dönüştürülmüştür. Minare, Selahattin Eyyubi’nin Yeğeni El Melik’ül Eşref Muzafferüddin Musa tarafından 1211–1212 yıllarında onarılmıştır. Yapı, Kanuni Sultan Süleyman(1520-1566) döneminde bugünkü halini almıştır. 1810 yılında yapı kapsamlı bir onarım görmüştür. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bu camiden İbrahim Halil Tekkesi olarak bahsetmektedir.

Halilu Rahman Cami Urfa

NİMETULLAH CAMİİ (AK CAMİİ)
Nimetullah Camii, Nimetullah Mahallesindeki Ellisekiz Meydanı’nda bulunmaktır. 1500’lü yıllarda Urfa Sancakbeylerinden Nimetullah Bey tarafından inşa ettirildiği tahmin edilmektedir. Kayıtlara göre; Hacı Nimetullah bin Asker adında biri cami için 1721’de ardından Hacı Haydar Ağa 1755’te vakıfta bulunmuştur. Camideki tarihi belirlenemeyen bir kitabede yapı için: “Bu eski ve harabe bir kilise iken tamir edilerek camiye çevrildi” ifadesi yer alır. Firuz Bey adı geçen bu kitabe muhtemelen 1779-1781 arasında hazırlanmıştır.
Harim kısmına(ana ibadet mekânı) girişteki kapı Klasik Osmanlı Portallerinden olup, görülmeye değerdir. Yapı plan özelliği itibariyle Edirne Üç Şerefeli Camii ile benzerlik gösterir. Ana kubbenin bulunduğu orta mekân doğu ve batı yanlarına eklenen yarım kubbelerle genişletilmiştir. Böylece daha fazla cemaatin aynı mekânda ibadet etmesi amaçlanmıştır. Yapıda süsleme olarak; mihrab nişindeki sekizgenlerin oluşturulduğu geometrik süslemeler dikkat çeker.
Silindirik tek şerefeli minare Şanlıurfa’daki en uzun minare olması bakımından önem arz eder. Avluyu çevreleyen medrese odaları 1695 yılında Abbas Ağa tarafından yaptırılmıştır. Avlunun kuzey kısmındaki zeminde bulunan üç mezardan ikisi Nimetullah oğlu Rûz Bey (?-1520) ve Lütfü oğlu Ali Bey (?-1594)’e aittir.

Şanlıurfa Nimetullah Cami
RIZVANİYE CAMİİ

Halil-ür Rahman Gölü(Balıklıgöl)’nün kuzey kenarında bulunan cami, 1717(Hicri.1129) yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mihraba paralel ve üç kubbeli olarak inşa edilmiştir. Caminin doğusunda tek şerefeli bir minare yer alır. Harim giriş kapısı iki renkli malzeme kullanılarak yapılmıştır. Harim kısmı(ana ibadet mekânı) her yönden açılan pencereleri ile oldukça aydınlıktır.
Süsleme olarak yapının en ilginç kısmı şüphesiz giriş kapısının Osmanlı kündekari tekniğinin en güzel örneklerinden birine sahip olmasıdır. Ahşap kapı, çivi kullanılmadan geçme ve kakma tekniğiyle yapılmıştır. Kapı üzerinde zengin bitkisel ve geometrik desenler bulunmaktadır.

Şanlıurfa Rızvaniye Cami

MEVLİD-İ HALİL (DERGÂH) CAMİİ

Mevlid-i Halil Camii, Dergâh Platosu denen alan içerisinde Balıklıgöl civarında yer alır. Mevlid, “kutlu doğum” demektir. Hz. İbrahim Peygamberin yanı başındaki mağarada doğduğuna inanıldığından camiye Mevlid-i Halil Camii adı verilmiştir. Mevcut kaynaklara göre yapı beş büyük evre geçirmiştir. İlk olarak Seleukoslar döneminde alana, bir putperest tapınağı yapılır. Yahudilik döneminde aynı alanda bir havranın varlığından bahsedilir. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, M.S.150 yılında, aynı alana Hıristiyanlar Kilisesi adında bir kilise yapılır. Bizans döneminde bu alana Urfa Ayasofyası inşa edilir. Son olarak İslam fetihlerinden sonra alana cami inşa edilmiştir.
Dikdörtgen bir plana sahip olan caminin, mağara ile arasındaki duvar üzerine camiye dönüştürülürken küçük bir minare yapılmıştır. Ayrıca caminin güneydoğusuna ve kuzeybatı köşesine de iki minare daha eklenmiştir.
Hz.İbrahim’in doğduğu kabul edilen mağaranın giriş kapısı üzerinde ise 1808 tarihli bir kitabe bulunmaktadır. Kitabeden yapının Seyyid Muhammed El Mesud tarafından onarıldığı yazılıdır. Caminin kapısı üzerindeki Şair Natik tarafından yazılmış başka bir kitabede ise mescidin 1852 tarihinde Mahmud oğlu Mahmut Ağa tarafından onarıldığı yazılıdır. Bu kitabelerin yanı sıra avlunun güneydoğusundaki odalardan birinde 1855 tarihinde Ahmet Bican Paşa tarafından diğerinde ise 1885 yılında Derviş Musa isimli bir kişi tarafından onarıldığını belirten yazılar bulunmaktadır.
Caminin avlusu ve avlu kapısı Hacı Müslim Hafız tarafından 1947 yılında halkın yardımı ile yaptırılmıştır. Halk tarafından Mevlid-i Halil Mağarasından çıkan suyun zemzemden sonra en şifalı su olduğu kabul edilmektedir. .

 

Şanlıurfa Dergah Camii

SELAHADDİN EYYUBİ CAMİİ ( AZİZ JOHANNES PRODROMOS ADDAİ KİLİSESİ)
Şanlıurfa’da Vali Fuat Bey Caddesi’nde (Yeniyol) bulunan bu caminin yerinde 457 yılında yaptırılan Aziz Youhanna (Vaftizci Yahya) Kilisesi bulunuyordu. Selahattin Eyyubi döneminde kısa bir süre cami olarak kullanılmıştır. XIX yüzyılın ortalarında, burada bulunan eski kilisenin üzerine bugünkü yapı inşa edilmiştir. Dönemi itibarı ile bölgedeki en büyük kilise olması dolayısıyla katedral olarak da adlandırılmıştır. Yapı uzun yıllar harap durumda kalmış ve bir ara elektrik santrali olarak kullanılmıştır. 28 Mayıs 1993’te onarımı yapılarak cami olarak ibadete açılmıştır.

Caminin girişi batı yönünde olup, son cemaat yeri de daha önceki kilisenin narteksinden yararlanılarak yapılmıştır. İbadet mekânı oldukça geniş ölçüde pencerelerle aydınlatılmıştır. Yapı üzerindeki pencerelerin kenarlarında kiliseden kalan yarım sütunlar ve birbirlerine dolanmış ejder kabartmaları bulunmaktadır.

Selehattini Eyyübi cami

FIRFIRLI CAMİİ(ON İKİ HAVARİ KİLİSESİ – AZİZ HAVARİLER KİLİSESİ)
Ali Fuat Bey Caddesi’nde (Yeniyol) bulunan yapı Oniki Havari Kilisesi olarak da adlandırılmıştır. Osmanlı Döneminde yapı üzerinde rüzgar gülü benzeri materyaller olduğundan halk arasında “Fırfırlı Kilise” olarak isimlendirilmiştir. Yapı kilise olarak inşa edilmiştir. Kaynaklara göre Hıristiyanlık açısından büyük önem taşıyan ve Van bölgesindeki Varak Manastırında bulunan “Varak Haçı” 1092 yılında Urfa’ya getirilerek bu kiliseye (Aziz Havariyun Kilisesi) konulmuştur. Caminin mihrabı üzerindeki kitabeden anlaşıldığına göre 1956 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir.
Yapı kesme taştan, üç nefli bazilika plan düzeninde yapılmıştır. Yapının batı cephesi ile köşe kulelerinde son derece güzel bir taş işçiliği görülmektedir. Naosun(ana ibadet mekanın) orta nefi(bölümü) kubbe ile, yan nefleri ise tonozla örtülmüştür.
Yapının dikkat çeken yönlerinden birisi de yarım sütunlar ile dış cephelerdeki taş duvarda bulunan bezemelerdir.

Şanlıurfa Fırfırlı Cami

MEVLEVİHANE CAMİİ

Haşimiye Meydanı’nın doğusunda bulunan yapı, 18. Yüzyılda Mevlevilerin zikir yapmak üzere toplanması amaçlı Mevlevihane olarak inşa edilmiştir. Kubbesinin dış üst tarafında “Mevlevi Sikkesi” mevcut olup, tekkelerin kapatılmasından sonra cami olarak ibadete açılmıştır. Yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiştir.
Cami kare planlı ve üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Yapının batı cephesine bitişik olan çarşı, daha önce kasaplar çarşısı olarak hizmet vermekteyken son dönemlerde yapılan kamulaştırma, restorasyon ve çevre düzenlemeleri çalışmalarından sonra hediyelik eşyaların satıldığı bir çarşıya dönüştürülmüştür.