Advert
Advert
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Alevilik ve Cami İbadeti

ALEVİLERİN CAMİYE GİTMEMESİNİN NEDENİ HZ. ALİ’NİN CAMİDE ŞEHİT EDİLMİŞ OLMASI DEĞİLDİR.

Havin
Havin
  • 09.12.2017
  • 1.898 kez okundu

ALEVİLERİN CAMİYE GİTMEMESİNİN NEDENİ HZ. ALİ’NİN CAMİDE ŞEHİT EDİLMİŞ OLMASI DEĞİLDİR.

İslamiyet’in ilk yıllarında Ehlibeyt (A.S.) yandaşı olan/olmayan her Müslüman aynı mescitte ve aynı imamın arkasında ibadet ediyordu. Hz. Muhammed’in (S) vefatı ve Hz. Ali’nin (A.S.) hilafet makamının gasp edilmesiyle birlikte halk arasında ayrışmalar başladı. Ancak Alevilerin mescitlerden kopmaları Muaviye döneminde başladı. Çünkü Muaviye döneminden başlamak üzere 1001 ay (yaklaşık 83 yıl) camilerde Hz. Ali’ye (A.S.)ve ailesine lanet okundu.

Düşünün ki; İslam Peygamberi’nin “ona düşman olan bana düşman olur, bana düşman olan ise Allah’a düşman olur” dediği Hz. Ali’ye (A.S.) ve Ehlibeyt’ine (A.S.) yaklaşık 83 yıl boyunca camilerde hem de Cuma namazlarında lanet edilmiştir. Hz. Muhammed’in (S) hadisini iyi inceleyecek olursanız, bu lanetin aynı zamanda peygamberi ve Allah’ı da lanetlemek anlamına geldiğini anlayabilirsiniz. Böyle bir camide ibadet etmeyi bırakın bu binaya ibadethane denmesi dahi caiz değildir.

83 yılın kaç nesle denk geldiğini düşünecek olursanız camilerin yavaşça Alevilerin hayatından nasıl çıktığını tahmin edebilirsiniz.

Daha sonra yapılan katliamlar Alevilerin şehirlerden uzaklaşmalarına ve kendilerine ait ibadethane yapmalarına engel olmuştur. Özellikle Yavuz Sultan Selim’in yapmış olduğu katliamlardan sonra Aleviler iyice dağlık bölgelere çekilmişler, bırakın kendilerine ibadethaneler inşa etmeyi yiyecek ekmeği dahi zor bulmuşlardır. Bu şekilde bin yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Dile kolay bin yıl… Dünyada 60’lı yıllarda başlayan bazı düşünce hareketlerinin ve 80’li yıllarda başlayan yozlaşmanın sadece 30 yıl gibi kısa bir sürede toplumun yaşantısını hem de küresel bir etkiyle nasıl değiştirdiğine hepimiz tanık olduk. Peki ya 1000 yılı düşünün. Bin yıldır camilerden uzaklaştırılmış bir toplum şimdi camiyi nasıl kabullenebilir?

Ayrıca günümüz camilerinde de iki temel problem söz konusudur. Birincisi imamet meselesi… Arkasında namaz kılınacak imamın itikadı çok önemlidir. İmam doğru yolda değilse arkasında namaz kılınamaz çünkü İsra Suresi 71. Ayette buyuruyor:

“O gün her insanı imamıyla çağıracağız.”

Günümüzde Emevi zihniyetinin dine ne kadar hâkim olduğunu ve her alanına nüfuz ettiğini bilmeyen yok. Hatta bazı ilahiyatçılar dahi bunu “günümüzde uygulanan din Emevi dinidir” diye gündeme getiriyorlar. Teoride her ne kadar uygulanan din Hz. Muhammed’in (S) dini gibi görünse de Sünni ilahiyatçıların dahi “bu Emevi dinidir” dedikleri din kurallarına göre uygulama yapan bir imamın arkasında nasıl namaz kılınabilir? Özellikle Ehlibeyt (A.S.) katillerine “hazreti” denmesinin moda olduğu bu günlerde böyle bir imamın arkasında namaz kılmak nasıl caiz olabilir? Böyle şahsiyetlerin anıldığı mescitlere nasıl gidilebilir?

Diğer bir konu da; camilerin siyasilerin propaganda merkezi haline getirilmiş olmasıdır. Bu gün camilerin çoğu Allah’ın birliğine çağıran, insanları kardeşliğe davet eden yerler olmaktan çıkmış; siyasilere hizmet veren ve insanlar arasında ayrımcılık yapan merkezler haline gelmiştir.

Şimdi toparlayalım,
1- Camiler, Hz. Ali ve Ehlibeyt’i lanetleyen ve onları katledenler tarafından dolayısıyla Allah ve Resulüne karşı savaşmış kişiler tarafından yapılmış mıdır? (Çünkü Hz.Muhammed (S) Ali’ye düşman olanın kendisinin ve Allah’ın düşmanı olduğunu belirtmiştir ve günümüzdeki cami modelleri Hz. Ali ve Ehlibeyt’e karşı savaşan Emevilerin ibadethane modelidir ve yapılan ibadetler de o dönemde şekillenen ibadetlerdir)
2- Camilerin çoğu siyasilerin propaganda merkezi midir?
3- Camiler insanları birlik ve beraberliğe çağırmaktan çok mezhep ayrımı yapmakta mıdır?
4- Tüm bu yapılanlara rağmen dini siyasete alet edenler ve onların şakşakçılığını yapan din adamları utanmadan insanların iyiliğini istedikleri ve mezhep ayrımı yapmadıklar konusunda beyanat vermekte midirler?

Şimdi Tevbe Suresi 107. ve 108. ayeti dikkatlice okuyalım:

“(Bir de) zarar vermek, küfre sapmak, müminler arasında ayrılık çıkarmak için ve önceden Allah ve Resulüne karşı savaşanlara üs olsun diye mescit yapan kimseler vardır. “İyilikten başka bir niyetimiz yok” diye yemin ederler. Ama Allah, onların yalan söylediklerine şahittir. Asla orada namaz kılma!”

Yani yukarıda açıklanan vasıflara uyan camilerde namaz kılmak ALLAH TARAFINDAN YASAKLANMIŞTIR

HANGİ MESCİTTE NAMAZ KILINIR?

Tevbe Suresi 108. ayette buyuruyor: “Şüphesiz, ilk günden takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılınmaya daha layıktır. Orada arınmayı seven kişiler vardır. Allah Tahirleri (arınanları) sever.”

Ahzap Suresi 33. ayette buyuruyor: “…. Kuşkusuz Allah, siz Ehlibeyt’ten her türlü pisliği gidermek ve sizi arındırmak (tertemiz yapmak) istiyor…”

Bu iki ayetten anlaşılacağı üzere “ibadeti hak eden mescit Allah’ın kendilerini Tahir, tertemiz pak eylediği Ehlibeyt (A.S.) mescididir.

Demek ki; bir Müslüman’ın bir mescitte namaz kılabilmesi için başta oradaki imamın Ehlibeyt’e (A.S.) kalben ve fiilen bağlı olması, onları seveni sevmesi, onların düşmanına düşman olması gerekir. Ayrıca orada okunacak ezan, kılınacak namaz Ehlibeyt’in (A.S.)emrettiği usulde olmalıdır. Hayati tehlikenin söz konusu olduğu durumlar hariç; Ehlibeyt (A.S.) namazı kılınmayan, Ehlibeyt’in (A.S.) zikredilmediği ve Ehlibeyt (A.S.) düşmanlarının yüceltildiği mescitlerde namaz kılmak caiz değildir. Bu tür mescitlerde -zorunlu haller dışında- Ehlibeyt (A.S.) düşmanlarıyla bilerek, isteyerek namaz kılan kişi onlar gibi olmuştur. Bir insan bir imamın arkasında bilerek ve isteyerek namaz kılıyorsa onun tüm itikadını (inancını) kabullenmiş ve onaylamıştır. Bu nedenle en önemli husus imamet hususudur. İmamın itikadından emin değilsek arkasında namaz kılmamalıyız. İmam, Hz. Ali (A.S.) düşmanı ise “münafıktır.” Çünkü Hz. Muhammed (S) buyuruyor;

“Ya Ali seni ancak bir mümin sever, senden ancak bir münafık nefret eder.”

Bir münafığın arkasında namaz kılmak caiz midir? İsra Suresi 71. ayette buyuruyor: “O gün her insanı imamıyla çağıracağız”. Hz. Ali’ye (A.S.), Ehlibeyt’e (A.S.) düşman bir imamla hesaba çekilmeyi kim göze alabilir?

Özetle burada iki şart yerine gelmelidir, birincisi; İmam Ehlibeyt (A.S.) yolunda yürüyen bir imam olmalıdır, ikincisi; mescitte yapılan ibadetler Ehlibeyt (A.S.) fıkhına uygun olmalıdır.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ